Yıllardır bir astrolog ve koç olarak en çok duyduğum sorular hep benzer odaklarda birleşiyor:

  • “Hayatımda neler olacak?”

  • “Bebeğimi hangi gün doğurayım?”

  • “Sevgilim geri dönecek mi?”

Oysa cevapların büyük bir kısmı zaten sizin içinizde saklı.

Gökyüzünün İşaretleri ve Kalbin Sesi

Yıldız ilmi zamanı gösterir; gökyüzü ise ritmi anlatır. Dönemleri, eşikleri, fırsatları ve farkındalık alanlarını işaret eder. Ama kalbinizin ne hissettiğini, hangi duyguyu büyüttüğünüzü ve hayata nasıl baktığınızı bir kenara koyamazsınız.

Çünkü yaşam, birçok öğreti ve kadim bilginin de anlattığı gibi, sevgiyle genişler.

Ben kaderin var olduğuna inanıyorum. Bu dünyaya neden geldiğimizin, hangi deneyimlerden geçeceğimizin ve hangi yetenekleri taşıdığımızın izleri doğum haritamızda saklıdır. Ancak kader sadece başımıza gelen olaylar değildir. Olayların anlamı ve bizim onlarla kurduğumuz ilişki de yolculuğun önemli bir parçasıdır.

Kendinize Sormanız Gereken Sorular

Hayatta umutlu, neşeli insanlar olduğu gibi; kaygılı, karamsar, kötümser ya da öfkeli insanlar da var.

  • Peki sen hangisi olmak için buradasın?

  • İçinde farkında olmadan büyüttüğün duygu ne?

  • Neden bazı duyguların hayatında aşırı büyüdüğünü, bazılarının ise eksik kaldığını hissediyorsun?

  • Sevmek için mi varsın, yermek için mi?

Çocukluğumdan beri bitmeyen sorular beni bugün yaptığım mesleğe getirdi. Ve hayır, sorular bitmedi. Çünkü yol bitmiyor; yol, yolcuyla güzelleşiyor.

Karanlığın İçindeki Işık: Venüs’ün Hatırlattıkları

Gökyüzü bize hem aydınlığı hem karanlığı gösteriyor. Belki de bu yüzden yıldızlar gece görünür. Karanlık olmadan ışığın değerini anlayamayız.

Peki ya sabah yıldızı olarak bildiğimiz Venüs? Neden gökyüzünde bu kadar dikkat çeker? Belki de bize sevgiyi, merhameti, öz değeri ve güzelliği hatırlattığı için…

Tasavvufta çok sevdiğim bir anlayış vardır: “Bende olan ne varsa sende de var.”

İnsan bazen kendini tek başına değiştirmekte zorlanabilir. İşte o zaman bir yoldaşa ihtiyaç duyar. Önce neyi değiştirmek istediğini fark edersin, sonra o yolculukta sana eşlik edecek bir el bulursun. Benim koçlukta en çok sevdiğim şey tam olarak bu: Bir insanın kendi ışığını yeniden fark ettiği ana tanıklık etmek.

Dışarıdan bakıldığında bunun adı bir metodoloji olabilir. Ama benim için bundan çok daha fazlası. Yıllardır okuduğum, dinlediğim, öğrendiğim ve deneyimlediğim her şey bana aynı yere çıkıyor: İnsanın içinde, kendisinden daha derin bir ben var. Ve o ses bazen bana şunu fısıldıyor: “Sen benden ötürü varsın.”

Aynadaki Yansımalar

  • Ey okuyucu… Sen benim yansımamsın.

  • Ey danışanım… Sen benim aynamsın.

Bu yüzden aşkla çalışıyorum. 2010 yılından beri içimde büyüttüğüm şeyin aşk, sevgi ve insanın potansiyeline duyduğum inanç olduğunu görüyorum. Ve bunu yüzlerce insanın yolculuğuna eşlik ederken daha da derinden hissediyorum.

Ben büyüttüğüm şeyi biliyorum.

Peki ya sen? Farkında olarak ya da olmadan neyi büyütüyorsun?