Bu gece mutfağımı süsleyen çiçeklerimden, hızlı büyüyenle ilgilenmem gerekti. Sanki bana seslendi. Al beni kucağına göster bana ilgini dedi. Çiçeğim bana minicik bir saksıda 2 parmak büyüklüğündeyken geldi. Genelde çiçekli olan bitkileri daha çok severdim. Ama bunun cinsini, benim gibi hızlı büyümesini ve toprağa minik haliyle sıkı sıkı bağlanmasını çok sevdim. Her sabah kahvaltı için mutfağa girdiğimde onunla konuştum, halini hatırını sordum içten içe. Süreç içinde çok hızlı büyüdü.  Suyunu hep özenle verdim. Yaprakları bazen sağa sola çarpar zedelenir, hemen ilgilenirim. Bu gece de çok büyüdüğü, yeni bir yaprak doğurduğu ve kendini aştığı için onu daha büyük bir saksıya aldım. Köklerini özenle taşıdım.  Çünkü kökler çok önemlidir.  Ona  her dokunduğumda dua ettim, toprağa sıkı sıkı tutsun da kök salsın yavrulasın diye. Işığı yetmediğinde yerini değiştirdim. O da büyüdü serpildi ve gelişti.

Ne ilginçtir ki ben çocuk yetiştirmeyi de çiçek yetiştirmeye benzetiyorum.  Çiçek doğru yerden ışık aldığında, suyunu dikkatli verdiğinde, onunla ilgilendiğinde sana nasıl meyve veriyorsa, aslında çocuk da öyle değil mi ? Ne ekersen onu biçersin sözü buraya çok yakışır diye düşünüyorum.  Ektiğini biçen davranışlarda da kendini görüyorsun aslında.  

Çiçeğin rahat büyümesi ve serpilmesi için ortamını ve içinde büyüdüğü saksısını sevmesi gerekir. Tıpkı çocuklarımız gibi…  Onlarında içinde büyüdüğü toplumu anlaması, sevmesi, beraber yaşadığı ailesinin kucaklaması, köklerine tutulu kalması gibi…

Onlar da özen istiyor, üstlerine başlarına aldıklarımız ya da iyi okullarda okuttuğumuz değil de, aynı masada, aynı öğünde aynı sohbet ortamında, bazen sessizlikte bazen de sohbette paylaştıklarımızda bir olmuyor muyuz ?   

Onlara ne kadar zaman ayırıyoruz ? 

Temel ihtiyaçlarının dışında kendi hayatımızda feyz almalarını nasıl sağlıyoruz? 

Anlatarak değilde yaşatarak yaptıklarımız neler ? 

Büyüttüğümüz her çocuğun bir çiçek kadar narin olduğunu bir gün birey olarak başka birini büyüteceğini hatırlıyor muyuz?

Büyüttüğümüz çocuğun da eğer yerini beğenmezse solacağını, eğer rahat bir ortam bulmazsa içine kapanacağının ya da derin sularda boğulacağının farkında mıyız? 

Nasıl ki çiçeği yetiştirirken onunla ilgilenecek, yapraklarının aralarındaki kurululukları ayıklayacak, zararlı böceklerden koruyacak, gün ve gün takip edip üzerine eğilecek, onunla daima iletişimde olacaksak; çocuklarımızla da aynı şeyleri yapmamız gerekmez mi? 

Bazen çiçeklerin yapraklarına güneşin direkt gelmesiyle yanarlar. Güneşini kontrol edeceksin ki eğer fazla güneş geliyorsa yerini değiştireceksin.

Çocukta öyle değil mi ? Bazen başını öne eğer, susuz kalmıştır.

İçine kapanır, ilgisiz kalmıştır.

Bazen dimdik durur, ışıl ışıl ışıldar, taktir beklemiştir. Onu yetiştirenden, özen bekler, önüne yemeğini koymak değildir sadece hikaye.

Hangi kitabı okudu ?  

Yaşadığı gün nasıl geçti ? 

Yaşadıklarından ne öğrendi ?

Bazen susmak ister, sen de onunla birlikte susarsın. 

Bazen konuşmak ister sen de onu dinlersin.

Bazen hava almak ister tıpkı bir çiçek gibi .

Aslında  her canlının beklediği tek şey ilgi ve en çok da istediği şey sevgi değil midir? 

#Yürürken #aklımdan #geçenler #2021

Paylaşmak için Tıklayın:

Yorum yazın

E-Posta

seda.dagdelen@optimist.com.tr

Telefon

0 (216) 417 87 42