Kalemlerimin mürekkebi tükenmiş tıpkı benim yaşam yakıtım gibi. Nereden başlayacağımı bilemez haldeyim. Kış uykusuna ihtiyacı olan hayvanlara özeniyorum. Sıcacık yumuşak bir yatağım, gamsız bir hayatım olsa ? Akşam yatağa giderken farklı, uyandığımda farklı bir ruh halindeyim. Bir gece öncesi, ertesi günü saat saat planlıyor, kalktığımda ise her şey nasıl yetişecek telaşına  düşüyorum. 

Bazen umutlu, bazen bulutluyum. Bir neşeli, bir yanık kuru meşe kokulu 🙂 Bir anım bir anıma uymuyor. Bu hallerimden sıkılıyorum. İnsan kendinden sıkılır mı? Ee sıkılır işte, insan değil mi ?  Tam da şu anda sıkılıyorum kendi ruh halimden. Yolda yürüyeceğim diye büyük bir zahmetin içindeyim.  Sonu izleyicinin yorumuna bırakılan, sıkıcı sanat filmlerinden birinde başrol oyuncusuyum sanki. Halbuki ben başı sonu belli olan, mutlu sonla biten romantik komedilerinin kadınıyım. 

O kadar sıktım ki kendimi, belim ağrıyor. Özlem tutturdu değerler videosu çekelim diye. Radyo programında yayınlayacakmış, Optimist’in web sitesine de koyarmışız. Bu kız beni öldürecek. Şekerler şekeri, hiç yorulmayan bir sincaba benzetiyorum onu. Önündeki fındıklar yerine habire beni kemiriyor. Ve fakat (Özlem’in sıkça kullandığı bir ifadedir) asla vazgeçmiyor.  “Tamam,” dedim, “Çekelim videoyu.” Çekelim de, kolay mı koskoca konuyu bir video kaydında anlatmak. Her insanın kendine has haritası, değerleri parmak izi gibi.  Hadi biz anlattık; bizi dinleyenler nasıl anlayacak?  Değerler öyle kuru kuruya anlatılmamalı, başka bir yolu olmalı.  Anlatırken yaşatmalı.  Bir yandan da dinleyenleri sarıp sarmalamalı. 

Derine daldım ya yine arttı belimin ağrısı. Koptu kopacak az sonra. Aralık’ta sol taraftı, şimdi hem sol, hem sağ. Dengeli bir bel ağrım var artık.  

“Vardır bir sebebi. Onu dinle, bedenine istediğini ver,” diyorum kendime, uzanıyorum yatağa.  Yetmiyor bedenime.  Yatarken hep doğru pozisyonu bulmaya çalışıyorum: Sağ bacağım kıvrılmamalı! Dik yatmalıyım. Yan yatarsam, bacaklarım sopa gibi dik olarak aşağıya uzanmalı. Bunların hepsi bana yaşamdaki -meli – malı şeyleri hatırlatıyor. Hoşlanmıyorum. 

Yaşam pozisyonum değerlerimi zorluyorsa işte o zaman pozisyonumu gözden geçirmem gerek!

Bu aralar, kelimeler anlamsız cümleler devrik. Yolda hale mal taşıyan kamyon gibiyim. Yükü çok, yolda tekerlek patlıyor, kamyon devriliyor. Mallar ortaya yolun ortasına yayılıyor ziyan oluyor.  Neden? Beni bu hale getiren şey ne? Bir video değil, elbette. 

Bak yine cevap sabah sayfalarını yazarken geliyor; bir dostumla ilişkimiz yaklaşık bir buçuk senedir inişli çıkışlı. Her iniş çıkışta benin güvenim ve inancım biraz daha sarsılıyor. Küçük küçük sarsıntılar oluyor ruhumda. Her sarsıntı bedenime vuruyor. İlişkimiz değişiyor. Farkındayım. Kabuk değiştiriyor. Zorlanıyorum o kabuğu atarken üzerimden. Şu anda rahatsız… Biliyorum, onun yanında olup, destek olmak istiyorum eskiden olduğu gibi ama olmuyor, bir şey beni tutuyor. İçimdeki ses, zamana bırak üstüne gitme diyor. Akışa güven. İlişkilerde şeffaflık ve dostluk benim için önemli. Birbirini daraltmadan sevmek güzel. İhtiyaç halinde güvenilir olmak önemli  Ama bu anda duraklamam gerekiyor, bunu derinden hissediyorum.  Bu his neden bu kadar beni rahatsız ediyor, çözemiyorum.

Değerlerimin sarsılması bugüne kadar inandığım tüm değerlerimden en önemlisi belki de güven, inanç, dostluk içinde bir şeyler değişiyor ya da değişmekte zorlanıyor .

Ben bu satırları defterime not alırken tam da düşünmekten ve yazmaktan yorulduğum anda ekranıma bir mesaj düşüyor… Akışa güvenmek dediğimde mesaj sesiyle irkiliyorum.

“Merhaba Seda, Nasılsın iyi misin? İnşallah hayatında her şey gönlüne göre gelişmektedir. Ben sana teşekkür etmek istedim. Geçen sene bana söylediğin durumlardan dördü oldu. Bu dördü de beni ziyadesiyle memnun eden gelişmeler🧿 Allahın izniyle de bu güzellikte devam eder inşallah. Bana zor dönemimde umut oldun; çok yakın bir arkadaşım gibi sözlerinle destek oldun🙏 Minnettarım💫 Çok ama çok teşekkür ederim tekrardan görüşene dek sağlıcakla kal💫Sevgiler”

Çok mutluyum. Gelen mesajlar yaşamda bana değerlerimi gösteriyor. Tam da düştüğümde önüme çıkıyor. İlaç gibi geliyor. Bu bana yaradan tarafından ne kadar sevildiğimi ve ne kadar doğru bir yolda olduğumu hatırlatıyor.

Yaşam yakıtım olan en büyük değerimin “fayda sağlamak” olduğunu hatırlıyorum. Belimin ağrısı azalıyor. Zamanın gücüne güveniyorum. Her şey güzel olacak, zamanı geldiğinde …

Paylaşmak için Tıklayın:

Yorum yazın

E-Posta

seda.dagdelen@optimist.com.tr

Telefon

0 (216) 417 87 42