Zil çaldı.

Bizimki kalktı.

Her sabahki gibi önce kahvesini yaptı.

Sonra balkondaki ısıtıcıyı açtı, havalar soğudu malum.

Ben de ayakucuna kıvrıldım.

Bilgisayarın ekranından önce Özlem’in sonra da Aylin’in sesi duyuldu

Kıvırcığın yazı arkadaşları onlar. 

“Bugün ne yazıyoruz?” diye sordu Aylin.

Bizimki heyecanlı,  bir önceki akşamdan mutlu ya

Masada duran OptimistAkademinin değer kartlarına attı elini; “Bugün neye ihtiyacım var diye soralım mı kartlara?”

Ekrandakiler uzatarak “Eveeeetttt” diye bağrıştılar.

Tüylerim kabardı sabahın sessizliğindeki bu çoşkuya. Ne yiyor ne içiyor bunlar.

Amma da meraklılar şu yazmaya. 

Bizimki, “Bugün hangi değerine ihtiyacın var ?” diye sorarak her biri için ayrı bir kart çekti. Özlem’e “mükemmeliyetçilik” çıkınca ekrandan derin bir “Of ya! Sıkıcı” sesi yükseldi. Aylin’e “emniyet” çıktığında o her zamanki gibi işi şakaya vurdu; “Yoksa sokağa çıkma yasağında emniyet görevlilerin eline mi düşeceğim?” diye şu pandemi denilen sevimsizlikle dalga geçti.

Bizimkine ne çıktı? 

“Sevgi”

Sevgiye mi ihtiyacı varmış benim kıvırcığımın? Hemen biraz daha sokuldum kendisine. 

Kartlar çekildi, değerler, kelimeler belirlendi; kalemler koşmaya, kelimeler coşmaya başladı. Dedim ya hepsi dünden razı coşmaya. Allah akıl fikir versin bunlara. 

Düşünmeden yazmaya başladı kıvırcığım. Kaleminden ilk akanlar sorular oldu: 

Sevgi çiçeği Seda susuz mu kaldı? 

Toprağının nemi mi azaldı? 

Nefesi mi yetmedi her şeye yetişmeye? 

Neden bu sevgi kartı? 

Neyi sorguluyordu? 

Sevgi onun temel değeri değil miydi sanki? 

Dün akşam astroloji dersi vardı kıvırcığımın. Dersin sonunda beli ağrıdı. Özlem’i arayıp kendisinden Kozmik Enerji göndermesini rica etti. ”Hemen” cevabını alınca, saatini otuz dakikaya kurup uzandı yatağa. Çalışma bittiğinde canlanmıştı bizimki, ne ağrısı kalmıştı ne başka bir şey. Özlem’den gelen sevginin ta kendisi  değil de, neydi? 

Benim kıvırcık kendisini iyi hissetmeye başladı ya, durur mu, hemen işe girişti, sevgi dolu bir sofra kurdu. En sevdiği şey malum, ailesiyle birlikte muhabbet dolu sofralarda olmak. Ah bir görseniz nasıl da gülümsüyordu oğlunun balık ayıklama maceralarını izlerken, hele kızının arkadaşlarının hikayelerine nasıl da kıkırdayarak gülmüşlerdi hep birlikte. Kocasının –laf aramızda kendisini biraz kıskanırım- kıvırcığım için bestelediği şarkıyı söylemesi akşamın kreması oldu. Sıcacık oldu bizimkinin kalbi. 

Sonra herkes bir köşeye çekildi; biri arama motorunda seyahate çıktı, diğeri kulaklığını taktı, bir diğeri teyzesinin yanına gitti, karşı daireye. Ben de köşeme çekildim, kaloriferin yanına. 

Ne yapsın bizimki? Baktı evde herkes huzurlu, her şey yolunda o da karşı komşusu annesine gitti. Ben de peşinden. Durur muyum? Hem ne de olsa orada da kalorifer var.

Kıvırcığımın güzel ruhlu kızı, teyzesi ile hummalı bir şeyler konuşuyordu; ”Doğum gününde ne giyecek? Onu mu giysin, bunu mu?” Bizimki izledi ikisini bir süre, yine yüzünde o sevgi dolu gülümseme, sonra o da dahil oldu aralarına.

Sonra birden bir hareket başladı evin içinde. Düğmeye ilk kim bastı, nasıl oldu ben de anlamadım ama hepsi birlikte evde dans etmeye başladılar. Şaştım kaldım. Az önce herkes yemeğini yemiş, köşesine çekilmemiş miydi yahu? Ne oldu da bunlar salonun ortasında zıplayama başladılar? Müzik desen bangır bangır. Komşular rahatsız olacak huuuuuu….. Ama duyan var mı? Yok… E baktım oturmaya niyetleri yok, ben de onlara katıldım. Ne danslar, ne göbek atlamalar… Bana da bir iyi geldi ki sormayın. Yine evlerdeyiz ya göbek iyice rahatsız etmeye başlamıştı.  İyi oldu. 

Bu arada canım kıvırcığım, dans ediyorum bahanesi ile kolundaki saate bakıp kendine koyduğu günlük egzersiz hedefini tamamlayıp tamamlamadığını kontrol ettiği gözümden kaçmadı. Ama söz, aramızda, kimseye söylemem.  

Siz göbek atarken ne düşündüm biliyor musun? 

Sevgi, birlik, beraberlik ve emektir. Çocuklukta mutlu sofralardan geçenler anlar bu sözlerimi.  Muhabbetle büyüyenler, anneanne, babaanne, dede kavramına sahip olanlar, varlıklarına bakmadan, sahip olduğu aile değerlerine hürmeten, her günü bayram gibi yaşatan anneler, babalar.. 

Bu birlik ve bütünlük sözle değil davranışla gösterilmiş,  zaman içinde güvenle ekilmişse, yaprak kıpırdasa sevgi o kalpteki sıcak yerini bulur

Kıvırcığım, huzurlu bir gecenin sabahında şimdi.

Bende onun ayaklarının dibinde gırrlıyorum…

Paylaşmak için Tıklayın:

Yorum yazın

E-Posta

seda.dagdelen@optimist.com.tr

Telefon

0 (216) 417 87 42