13 Mart 2017 Pazartesi

Hayata ve yaşama dair çok fazla söz ve duyguyu olumlu bir şekilde açıklıkla paylaşanlardanım.
Hatta öyle ki olumsuzluklara kulak tıkayan, olumsuz kelimelerin bana engel olmasına izin vermeyenlerden olduğumu da çok rahatlıkla söyleyebilirim.
Bu yaratılışımın hediyesi bir şey, herhangi bir planı ya da sıralaması yok, doğal bir akış benimkisi
Bundandır ki her güne, yeni bir kitaba başlamanın heyecanı ile başlarım.
Şimdi sizin ile paylaşacağım yazı bana ait değil, sevgili kızımız Eda Yurtsever' e ait.
Bu yazının burada olması benim için çok önemli
Bana göre kendisi duygusal zekası yüksek minik bir filozof :)
her yaşında da böyleydi.
Beni şaşırtan şey ise çok iyi bir okuyucu olmamasına rağmen sadece hayatı gözlemleyerek izleyerek öğrendiği şeylerin bu kadar güçlü ifadelere dönüşmesi.
10 gün önce okul dönüşü yaptığımız çay saati sohbetinde bana okulda yazdığı kompozisyondan bahsetti. Öğretmenleri 4 kelime vermişler, o da yazmış
Ben çok beğendim.
Bana İlham verdi.
Kim bilir belki size de verir !

EN BÜYÜK HEDİYEMİZ


Hayat bize verilen en büyük hediyedir.

Eğlenmek, mutlu olmak, şaşırmak, hatta üzülmek bile hayatın içindedir.

Bize bu duyguları yaşatan hayattır işte. Nasıl mı?

Hayatta gerçekleşen olaylar bizi ve duygularımızı etkiler. Bazen küçük bir olay bizi mutlu ederken bazen de küçük bir olay bizi mutsuz edebilir. Önemli olan bu küçük veya büyük olaylara karşı bakış açımızdır.

Hayatımızda yaşanan üzüntülü olaylara karşı bile iyimser olursak, hayatta bize karşı iyimser olur. Mesela bir işe başlamak istiyorsunuz ama bir türlü kısmet olmuyor. İşte o zaman üzülüp, kızıp, suçu hayata atmamalıyız.

Her şeyin bir zamanı vardır.

İstediğiniz her şeyin bir anda olmasını beklemeyin.

Önemli olan umudumuzu kaybetmemek ve gönlünüzden hep güzel şeyler düşünmektir.

Siz hayatı severseniz hayatta sizi sever.


0 yorum:

Yorum Gönder