29 Eylül 2014 Pazartesi

Son aylarda verdiğimiz eğitimlerde “Kendini Aşma” konusunu konuşuyoruz.


Gözlemlerimize göre, şimdilerde ortaya çıkan büyük farkındalık; kişinin gelecekte kendisini var eden bir hedefinin olmaması olarak görülüyor.

Tabi ki bu duruma, mükemmel eğitim sisteminin katkısı da büyük...  Acaba okul esansında kaçımızın kendine ait bir hobisi oluşmuştur.

Kişiler genelde çok çalışıyor, az kazanıyor,  bir türlü ilerleyemiyor, trafikte uzun süre kalıyor, hep etrafındaki nedenlerden şikayet ediyorlar. 

Sürekli şikayet etmelerinin sebebi aslında tutku ile bağlı oldukları bir hedeflerinin olmaması diye düşünüyorum.

Aslında şu fikre çok yakınım.

Her insanın kendi içinde bir kuyusu var. Derinliğini kendisinin bile bilmediği.

Zaman zaman kendisini kaybettiği.


Dışardan gelen destekler bazen bu kuyudan çıkmanıza yardımcı olur.

Ama esas olan o kuyuda yanlız kaldığında, kendinizden taşmak !!

Kuyudan kendi kendinize çıkabileceğinize inanmak !

Biz buna eğitim danışmanlığı dilinde öz-motivasyon diyoruz.

Kişinin kendi kendini o kuyudan yukarı çekme becerisi, onu yaşama bağlayan tutkunun ne olduğu ile çok  bağlantılı...

Kişi ne yapmaktan keyif alıyor  ?

Yazmak mı ? Çizmek mi ? Boyamak mı ? Seramik yapmak mı ? Tarih kitabımı okumak ? Bir yabancı dil mi öğrenmek ? Ya da fotoğraf çekmek mi  ? Mandala yapmak mı ? Tonlarca seçenek var hayatta..

Yeter ki insan kendinin farkında olsun ve istekli olsun... İsteklilik kişinin özünde saklı.

İnsanın en iyi bildiği ve anlatabildiği şey, kendine ait hayat tecrübesidir..

Buradan hareket ile ben de kendimden taşma (Öz-Motivasyon) enerjimi nasıl bulduğumu maddeledim:

Hayat ile bağlantıda kaldığım Tutkum öğrenmek;

Astroloji, Ezoterik bilgiler, Psikoloji, Tasavvuf, İslam felsefi, Semboller...

Ve bunları bütünleştirmek

Ve tüm öğrendiklerimi herkese anlatmak, insanlara yarar sağlamak...

Koşulsuz teslimiyete gitme arzum var.

Zaman zaman bu yolda tökezlediğim, yorulduğum, üzüldüğüm düştüğüm, sıkıştığım anlar kendi kuyumdan nasıl mı çıkıyorum ?

Bu eğitimlerde bende kendi listemi hazırladım..

İşte sizin ile paylaşıyorum.

Mis kokulu bir Türk kahvesi


İhtiyacı olan birisine yardım etmek

Birisini gülümsetmek

Sabahın köründe çöpleri boşaltan görevliye hatırını sormak

Yolda yürürken, ya da asansör kullanırken insanlarla sohbet etmek

Sıcak arkadaşlık sohbetleri

İkizlerime sarılmak

Ailem ile seyahat etmek, yeni kültürler keşif etmek

Pilates yapmak (Bedensel esneklik sağlıyor)

Deniz kenarında yürüyüş ya da uzun süre denizi seyretmek

Motive olduğum anları zihnime çağırmak

Akşam üstü yapılan çay sohbetleri

Araba kullanırken bağıra bağıra şarkı söylemek

Serin hava

Tütsüler ve mumlar eşliğinde rahatlatıcı bir müzik

İlgimi çeken konularında kitap okumak

Tutkulu olduğum konularda sinema izlemek

Ayçiçekleri ( Sunflowers)

Mor renk giymek ya da mor bir obje taşımak

Mandala Çizmek ve onun ile ilgili yazmak

Dua etmek

Nefes çalışması

Blog yazmak J

Hepsi her geçen gün artıyor. Belki arada unuttuklarım bile vardır.

Hayatta değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmeyi,  değiştirebileceklerimi de uygulamayı öğrendim .

Ya siz ?

Kendinizi nasıl motive edersiniz ?

Sizin kendinizden taşma yöntemleriniz nedir ?

Benim ile paylaşmak ister misiniz ?

2 Eylül 2014 Salı

Geçenlerde verdiğimiz bir eğitimde katılımcılardan birisi ile sohbet ettik. Çok zarif, nazik, kültürlü bir bayandı.

Bir kızının olduğunu, ikinciyi düşündüğünü ama hayat koşulların düşündükçe cesaretsiz kaldıklarını söylediğinde, aklıma hemen bu resim geldi.

Aslında resmin tamamı hayatımın bütününe yayılmış renkli bir tablo.

4 yaşındayken annem ve babamın belki biliyorlar belki de bilmiyorlar ama bana verdikleri en güzel doğum günü hediyesi güzel kardeşim oldu.

Aramızda 1 ay, 4 yıl süre var.

Birimiz 2 Eylül, diğerimiz 2 Ekim doğumlu olduğundan annem hep şöyle der; “Siz tam memur çocuklarına yakışır ay başında geldiniz”

Masada yemek yerken o katılımcıya fazla bir şey söylemedim. Tek söyleyebildiğim şey gözlerinin içine bakarak “Kardeş candır “ oldu.

Tıpkı benim kardeşim Berna gibi.

Çocukluğumuzdan hatırladığım, sakin, huzurlu, her zaman disiplinli, tertipli, çalışkan, genç kızlığımdan hatırladığım en iyi sırdaşım, dert ortağım. Boyundan büyük yükleri taşıyan iyi bir dost.

Her zaman senin iyi olmanı isteyen, kendi duygusunu hep ikinci planda tutan,  seni dinleyen her zaman destekleyen iyi bir omuz.

Şimdilerde ise ikizlerimizin biricik çılgın teyzesi.

Eda’nın en büyük korkusu, teyzesinin günün birinde evlenip bir çocuk yaptığında onun ile çılgın şeyler yapamayacağı üzerine. Çılgın danslar, çılgın koşmalar, çılgın kumdan resimler gibi..

Çünkü Eda ya göre insanlar evlenince çıldırmazlarmış :)

Kardeşimin, neşesi yerindeyse, eğlencesinden insanı uçurur.

Çabuk çabuk pratik hareketleri ile disiplinlidir her daim.


Bir şeyi kafaya koymaya dursun, o anında oluşur.

İnanılmaz fedakar, bir o kadar da vericidir.

Bir problem olsun, çözüm onda vardır.

Gülerken ağlayan, ağlarken gülen gözleri, sıcacık yüreği, merhameti, her daim evrensel mesajları,  gecenin bir yarısı ne istersen yerine getirebilecek enerjisi vardır.

Özetle kardeşim candır.

Doğum günün kutlu olsun can yoldaşım, 

kardeşim,  biricik Berny'ciğim :)