11 Mayıs 2014 Pazar

Bu kelime ilk olarak Patrick Süskind in “Koku” kitabını getiriyor aklıma.. Okuyanlar bilir. Merak uyandıran polisiye bir romandır. Kitabın sonrası, üstüne cila olarak izlediğim kitabın filminde, ünlü aktör AlPacino’nun oynadığı o dans sahnesi muhteşemdir.

Eminim bu yazıyı okuyan bir bayan ise farklı bir düşünce, erkek ise farkı bir bakış geliyordur aklına...

Kadınlık içinde daimi doğurgan bir enerjiyi barındırır. Her şeye ve her duruma gebe, her şeyi ve her duruma çözüm üretebilme enerjisine sahiptir.

Aklıma ikinci olarak mitolojiden Gaia (Toprak ana) geliyor.


Yunan mitolojisinde yeryüzünü simgeleyen, arzın cisimleşmiş hâli olan tanrıça. Gaia, bilgiye göre dünyayı, yeri, evrensel öğe olarak toprağı simgeliyor. Bir tanrıdan çok kozmik bir varlıktır aslında. Bütün öğelerin kaynağında bulunan ana ilkeyi temsil ediyor. Gaia, evreni bir düzen yöntemine göre meydana getiren ve düzensiz boşluktan çıktıktan sonra dişi-erkek birleşme yoluyla evrenin kendisini ve tanrılarını yaratıyor.

Yani evrenin doğurganlığı, genişlemesi, üretkenliği kadın enerjisi.

Kadın gücü mitolojik bilgiden hareket ile bir çok yerde görülüyor.

Kadın tıpkı toprak gibi besleyen, üreten, büyüten ve daima dirayetli, güçlü, doğurgan, yılmayan bir tanımda.
Ve üçüncü olarak annem geliyor aklıma.

Mart ayının sonlarında doğan, Koç burcunun tüm özelliklerini taşıyan, her gittiği yere enerjisi ile ışık saçan, etrafını aydınlatan, harekete geçiren, kendi içinde yaratıcı ve üretebilen, yılmayan, yorulmayan ve hep yeniden kalkabilen, arkasına bakmadan hep ileriye koşan, muhteşem yemekler yapan, her yaptığı şeye sevgisini ekleyen sevgili biricik annem...
Kadın olmak... Anne olmak... Daima Üreten yaratıcı bir zekaya sahip olmak... 

Bu enerjiye sahip olan tüm kadınların anneler gününü kutluyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder