25 Şubat 2014 Salı

Beni yakın tanıyan bilir.
Güne erken başlayanlardanım.

Saat 06:55 sevgili ikizlerimiz Eda ve Ege okula uğurlanır.

Bir nefes alınır.

55 dakikalık sabah maratonu, beni birden 1,5 saatlik bireysel özgürlüğe kavuşturur.

Yalnızlığım bütün isteklerimi yapmaya gebedir.

Ne çok şey vardır yapacak.

Bu bazen heyecanla bu anlara sakladığım, okumaktan çok zevk aldığım Astroloji ile ilgili bir yazı olabilir.

Bazen bir gece önceden kalan Mesnevi bir hikayedir.

Bazen sadece boşluğu ve sessizliği içinde barındıran, sıcak bir yudum çayın boğazımdan aşağıya akan ve bedenimi arındıran o muhteşem andır.

Bir sürü oyuncağım vardır benim.. Ruhumu rahatlatan, heyecanlandıran, o günüme bazen renk bazen hüzün bazen derin sorgulama katan oyuncaklarım..

O gün aklımdaki soruya yanıt bulmaya gayret edeceğim araçlardır bunlar.

Kendime New Orleans dan hediye aldığım Astroloji zarlarım, Sevgili Eşimin yeni yıl hediyesi; Osho “Dönüşüm Tarotu” kartlarım, Kız kardeşimin aldığı yeni yıl hediyesi “İlham Perisi” kavanozum .

Her biri ayrı bir rüyaya, ayrı bir dünyaya açar beni.

Hayat hoş ve okunası gelir bana 

Bazen çok yorulurum. Düşünmekten, analiz etmekten, tekrar etmekten, her şeyi.

Her şey kaldırması güç bir yük gibi gelir bazen....

Bazen kendimden gayri etrafımdan geleni kaldıramam...

İşte o zaman bu kartlara, zarlara, kavanoza ya da camıma gelen kargaya ya da ofisimizin kapısından ayrılmayan tombik kedimize kadar tüm semboller ne diyor diye sorarım hayata.

Hayat aslında bir oyundur benim için 

Bu sabah da aklımda ve gönlümde olanlara bir kart çektim.

Kartı okumam bittiğinde göz yaşlarım sel oldu.

İçim coşku ve derin anlam ile doldu. Anın nimetlerini görmeme vesile oldu.

Dün akşam yoğun ve yorucuydu..

Sorum şuydu; bizlere neler olacak ? Nasıl bir değişim içindeyiz ?

Osho ” Dönüşüm Tarot “ kartı “Mücadele” kelimesini gösterdi. 

Ama içinde öyle bir hikaye vardı ki ...... İşte o hikaye şimdi size de geliyor.

Yeryüzünde yaşan yaşlı bir çiftçi bir gün Tanrı’nın huzuruna çıkmış ve şöyle demiş :

“Bak sen Tanrı olabilirsin. Dünyayı yaratmış da olabilirsin, ama sana söylemem gereken bir şey var. Sen bir çiftçi değilsin. Çiftçiliğin ABC sini bile bilmiyorsun. Öğrenmen gereken bir şey var .”

“ Önerin nedir” ? diye sormuş Tanrı.

“ Bana 1 yıl süre tanı. İşlerin benim istediğim gibi gitmesine izin ver ve neler olacağını gör. Yoksulluk diye bir şey kalmayacak ! ”

Tanrı kabul etmiş ve çiftçiye 1 yıl süre vermiş.

Doğal olarak çiftçi her şeyin en iyisini istemiş. Yalnızca en iyisini düşünmüş. - Fırtına yok, şiddetli rüzgarlar yok, mahsulleri tehlikeye atacak bir durum yok. Her şey rahat konforlu ve çiftçi çok mutluymuş. Buğdaylar yükseklere uzanmış. Çiftçi güneş istediğinde güneş olmuş, yağmur istediğinde yağmur olmuş, hem de dilediği kadar. Bu yıl her şey yolundaymış, matematiksel olarak yolunda.

Hasat zamanı gelmiş. Ama mahsuller hasat edildiğinde içlerinde hiç buğday yokmuş.

Çiftçi şaşırmış. Tanrı ‘ya sormuş.

“Ne oldu ? Nerede yanlış yaptım ? “

Tanrı Cevap vermiş.

“Mücadele, çatışma, sürtüşme olmadığı için, sen kötü olan her şeyi engellediğin için, buğday iktidarsız kaldı. Biraz mücadele şarttır. Fırtınalar ihtiyaçtır, şimşek, gök gürültüsü şarttır. Onlar buğdayın içindeki ruhu sarsar, kendine getirirler “

Bu etkileyici öykü sonrası bugünün anlamını tekrar hatırladım.

Bugün sahip olduğumuz şirketimiz Optimist Eğitim ve Yönetim Danışmanlığı 11. Yaşını bitirdi.

Bu süreç içinde bazen çok yorulduk, bazen harika projelerle çok eğlendik..

Bazen hayat çok üstümüze geldi çok sıkıldık, bazen de çok cömert davrandı çok sevindik.

Biz hep koştuk, hep çalıştık ve en önemlisi hep daha iyisi için mücadele verdik. Hep umutlu olmaya çalıştık.

Meğersem ruhumuzu sarsıp, biz ruhumuzu işimize, özümüze katmışız .

Mücadelenin olmadığı yerde ruh sarsılmazmış.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti içinde aynı şey geçerlidir.

Bu yaşanan olumsuzluklar ruhunu sarsacak ve bizleri mücadele ettirecektir.

Sorduğum sorunun yanıtı aslında kartlarım tarafından verilmiştir. 

Hepinizi sevgiyle selamlıyorum.